(Güdüsel Unutma)

Bu makalede `bastırma` konusunu `Sigmund Freud` düşünceleri üzerinden anlatacağım/yorumlayacağım. Direkt olarak ‘bastırma’nın kendisinin ne olduğunu içermemektedir. Ödev için kullanacaklar okumadan kopyala yapıştır yapmasınlar.

Bölüm 1

Bir güdü sebebiyle insanın kendisinden kaçamadığı durumlarda, yargının reddi yani kınaması güdüsel itkiye yol açar ve durum böyle benimsenir. Burada bahsedilen güdü haz yerine hazsızlık vermektedir. Bastırma ‘kınama’nın ön basamağı olan kaçmak ile kınamak arasında kalan psikanaliz kavramıdır. Bastırmanın sınırlarını daha iyi belirginleştirmek gerekirse; dışsal bir uyaran, sabit bir uyarı ve gerilim artışı sağlayan yeni bir kaynak oluşturur. Bu durumda bastırma, içgüdüsel bir uyaranın doyurulmamasıyla oluşan bir durum değildir.

Bastırmanın kökensel olarak mevcut mevcut olan bir savunma düzeneği olmadığı, bilinçsiz ve bilinçli ruhsal durumların kesin/keskin bir ayrımı gerçekleşmeden oluşamadığı ve özünün “ancak bilinçli olanın reddedilmesi ve uzakta tutulmasından oluştuğu” (Freud, 1915) sonucuna varmak gerekmektedir. Bastırma ve bilinçsiz olan durum birbiriyle bağlantılıdır.

İlk bastırma eylemi ile birlikte “sabitleme” verilir, bastırılacak bu imge ya da temsil o andan itibaren değişmez biçimdedir ve güdü de ona bağlı kalır. Bastırmanın ikinci basamağı, temsilin ruhsal türevleri ya da temsilin başka bir durumdan kaynaklanıp bastırılmış temsil ile bir şekilde ilişkili olup olmadığı düşüncelerle alakalıdır.

Gerçek bir bastırma sadece güdüsel temsilin bir ruhsal sistemle, yani bilinçli olanla ilişkisini rahatsız etmektedir. Güdüsel temsil, bastırma sayesinde bilinçli olanın etkisinden geri çekildiğinde daha sorunsuz bir şekilde gelişebilmektedir. Yani güdüsel temsil, mecazi anlamda karanlıkta hızla çoğalır ve nevrozuyla aktarılıp önüne çıkartıldığında, ona sadece yabancı değil aynı zamanda sıra dışı ya da tehlikeli bir güdü yansıtarak onu korkutan ifade biçimlerine bürünür. Bu yanıltıcıdır ve bu güdüsel güç bir fantezinin ve başarısız bir tatminin ardından gelen birikimin sonucudur.

Bastırma / Sigmund Freud

-Bölüm 2-

Bastırma hazsızlığı önlemekten başka bir itici güce sahip değildir. Bu durumda bastırma hazsızlık duygusunun ya da kaygının oluşumu engellemiyorsa, düşünceye dair payına ulaşmış olsa da başarılı olamamıştır. Bir bastırma düzeneğine ancak bastırmanın başarılarına bakarak ulaşabiliriz. Bu kavram gerisinde belirtiler bırakır.

Kaygı histerisinin içinde, iyi bir biçimde çözümlenmiş bir hayvan fobisi örneğini inceleyebiliriz. Bastırmaya tabi olan güdüsel itki babaya karşı duyulan korkuyla eşleşmiş, babaya yönelik libidinal bir tutumdur. Bastırmadan sonra bu itki bilinçle kaybolmuştur; baba bilinçte libido nesnesi olarak mevcut değildir. Korku nesnesine az çok denk düşen bir hayvan, ikame olarak babanın yerine geçer. Kurt gibi. Düşünüm payı için ikame oluşumu, yer değiştirme yoluyla belli bir tarzda belirlenen bağlantılar boyunca kendini oluşturmuştur.

İkame oluşumu ile alakalı bilinen üç psikonevrozun sınırları dahilinde kalabilir.

1- Bastırma mekanizması ikame oluşumlarının düzenekleriyle örtüşmediği
2- Birbirinden farklı ikame oluşum düzeneklerinin varlılığı
3- Enerji işgallerinin geri çekilmesinin ya da cinsel güdüler söz konusu olduğunda libidonun ortak olduğu

Biraz önceki örneğe geri dönecek olursak; Nicel pay kaybolmamıştır, kaygıya dönüşmüştür. Sonuç; babadan sevgi talep etmek yerine, kurda karşı duyulan korkudur.  Tabii ki burada kullanılan sınıflandırılmalar en basit psikonevroz vakasını açıklamaya dahi yetmeyecektir. Hayvan fobisindene benzer bu türden bastırma için başarısız diyebiliriz. Burada bastırmanın yaptığı tek iş düşüncenin ortadan kaldırılması ve ikame edilmesidir; haksızlık tasarrufu konusunda ise bir şey başaramamıştır. Kaygının serbest kalmasını engellemesi gereken bir dizi önlemle bir kaçınma girişimi, yani asıl fobi oluşur.

Aşırı derecede sinirlerden uyarıya maruz kalan bu bölgeye daha yakından bakarsak bastırılan güdüsel temsilin bir parçası olduğu görürüz. Bu parça bir çeşit yoğunlaşma ile işgalin tamamını üzerine çekmiştir. Döndürme histerisinin bastırılması, sadece büyük ikamelerle gerçekleşmesi mümkün kılınmışsa, bunu başarısız olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Bastırmanın görevi olan duygu toplamının halledilmesi açısından bakıldığında genel olarak başarılıdır diyebiliriz.

Üçüncü bir duyumsamada, saplantılı nevrozlarda, yine farklı bir tablo çizer. Bastırmaya tabi temsil olarak libidinal mı yoksa düşmanca bir eğilim mi alınmalıdır? Bu güvensizlik saplantılı nevrozun, ön koşul olarak sadist bir eğilimin yerini şefkatli bir eğilim yer alabilir. Bastırma her yerde olduğu gibi burada da libidonun geri çekilmesini sağlamıştır. Yani ikame oluşum burada bastırmayla aynı düzeneğe sahiptir. Kaybolan duyumsama, toplumsal kaygı, vicdan kaygısı, sınırsız suçlamalar kılığında geri döner.

 

Elif Erdemir /Psikoloji Makaleleri

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s