Mimesis, dünyanın gerçeğe öykünerek temsil edilmesi, onun birebir bir ilişki içinde taklit edilmesine karşılık gelir. Kısaca perspektif ve anatomik doğruluğun birleşmesiyle oluşan gerçekliğe öykünme sanatıdır mimesis. Mağara resimlerinden bu yana gerçeğe benzetme yönünde bir eğilim mevcuttur ama mimesisin bir olgu olarak belirginlik kazanması antik yunan ile birlikte başlar. Tanrılarını insan yaşam ve fizikselliğine yaklaştıran ve öteki dünyayı dünyevileştiren antik kültür, görünür dünyaya daha önem vermeye, dikkatli bakmaya başlamıştır. 

Mö.IV. yy.’da heykel üzerinden sağlanan temsili gelişim, anatomik doğruluğa, üç boyutlu biçimde oylumlama ve insan bedeninin duruşunu tasvir etmeye yönelik 
boyutlar içerir. Roma uygarlığının yıkılışı ve hristiyan kültürünün öne çıkmasıyla beraber dünyevi olana verilen önem azalmış, sanatta mimesis geri çekilmiş, inancı en basit biçimiyle yeni gelişen dine geçenlere anlatmak esas hale gelmiştir. Hümanizmin, insan-merkezciliğin Avrupa kıtasında yerleşmeye başlamasına ve rönesans adı verilen kültürel yeniden-yapılanmanın ortaya çıkmasına paralel olarak mimesis tekrar sahiplenilmiştir. XIV. yy.’dan itibaren anatomik doğruluk ve pespektif bilgisi (çizgisel ve renksel) yeniden elde edilmiş ve ileri götürülmüştür. Modernizm ile birlikte mimesis ilkeleri yeniden zorlanmaya, terk edilmeye başlanmıştır. Bu sefer inanç değişikliği nedeniyle değil, sanatın özerkliği fikrinin gelişmesiyle tetiklenmiştir bu dinamikler.

Yani mimesis uygarlıkların mükemmel gerçekliğe ulaşmaya çalışmasıyla başlamıştır. Anatomi ve perspektiften uzak ancak mükemmeli temsil etmeye çalışmasıyla Asur ve Mısır uygarlığı mimesinin ilk adımlarını atmıştır diyebiliriz. Anatomik gerçekliği işin içine katan Helenistik dönemde mimesis dediğimiz şey yükselişe geçmiş ve tam anlamına kavuşmuştur. Tarih bize mimesis’in helenistik dönemde dorukta olduğunu gösterse de roma uygarlığı tarafından sahiplenilmiş ve uygulanmıştır. 

Bizans döneminde askıya alınmaya başlanmıştır. Sebebi hristiyanlığa geçiştir. bu dönemde artık İsa tasvirleri kiliselerde boy göstermeye başlamıştır. Mimesise ihtiyaç kalmamasının asıl sebebi hristiyanlıkla gelen “dünyevi olanın belirleyici olmaktan çıkması” düşüncesi olmuştur. 

Mimesis rönesansta tekrar ortaya çıkmıştır. Bu sefer tam olarak doğru tekniklerle uygulanmaya başlamıştır. En önemli sanatçısı tabii ki Leonardo da Vinci’dir. Rönesansın mimesisle alakalı son olayı heykellere dramatize eklemesi olmuştur. Dramatize edilmiş heykellerde ise en önemli sanatçı kesinlikle Michelangelo Merisi da Caravaggio’dur. Her iki sanatçının da birkaç sanat dalında çalıştıklarını da ekleyeyim. Sanat tarihinde bacakların en kıvrık tasvirleri Michelangelo’nun eserlerinde görülmektedir. Tabii bu tarihe güncel sanat dahil değil.

Benzer dönemlerde kuzeye bakacak olursak Hollanda’da da rönesansa benzer bir gerçeklik akımı görebiliriz ancak resimlerde matematiksel olarak gerçeklik değil, yani anatomik perspektif değil daha çok “ayrıntıcılık” uygulanmış diyebiliriz. 

Zaten rönesans ile bilimin gelişmesi, kiliseye olan güvenin azalması sonrasında mimesis günümüze kadar kullanılmaya devam edilmiştir ki fotoğraf diye bir şey icat edildi artık. 

Not: Kimi üniversite öğrencisi malesef mimesisi (nemesis yazan da oluyor) eşsiz güzellik ya da mükemmelliğe ulaşma çabası olarak tanımlıyor. Bir tür yakınlık gösterse de anlamı bu değil. Da vinci öncesinde de mimesisi yakalamaya çalışıyor pek çok ressam, Da vinci ve diğer klasik rönesans ressamları olgunluğa eriştiriyor.

Advertisements

One thought on “Mimesis

  1. Mimesis tartışması için küçük bir katkıda bulunayım. Adorno’dan alıntıladığım parçada ve yukarıdaki mimesis açıklamasında da yer alan ayrıntılıcık ve öznel dışavurum bu teorinin güncel formuna daha yaktındır. Mimetik incelik Rönesans sınırlarını aşmış bir durumda olup edebiyattan tiyatroya, sinemadan resime, siyasetten felsefeye bir çok alanın içine sızmaktadır. En güzel örneğini yine Da Vinci sanatının devamı olarak gördüğüm resimde hiper-realizmde karşımıza çıkmaktadır. Sanat eleştirmeni Sgarbi hiperrealist ressam Montanari’yi eleştirirken ”mimetik inceliği kullanarak gerçeğin yüzeyini araştırmak” ifadesine yer vermiştir. Gerçeğin ve var olana temasın ihtiyaç olduğu bir sistemde mimetik inceliğinin, öznel dışavurumun ve gayri insanlaşmış dünyanın insanlaşmasına ihtiyaç vardır. Gerisini Adorno’ya bırakalım:
    ”Her türlü estetik öznelcilikten, dışavurum ve yüceltmeden tiksinen ten, tarihsel incelik [takt] yoksunluğu karşısında irkiliyordur en çok – tıpkı eskiden öznelliğin burjuva âdetlerine tiksintiyle sırtını çevirmiş olması gibi. Sanattaki yeni nesnelci eğilimin en büyük amacı olan mimesis’in [yapıtı doğaya ve gerçeğe benzetme çabası]
    yadsınması bile mimetik bir edimdir, öznel dışavurum, dışardan -siyasal ya da toplumsal düşünüm alanından- değil, dolaysız dürtü ve tepkilerin içinden yargılanabilir ancak: Bu dürtülerin her biri, kültür endüstrisi karşısında utanca boğulduğu için bakışlarını kendi ayna imgesinden kaçırıyordur. Listenin başında erotik duygusallığın reddedilmesi gelir; Kafka’nın yapıtlarında cinselliğe getirilen kolektif yasaklama kadar lirik vurgunun geçirdiği kayma da bunun göstergesidir. Fahişe, aslında gittikçe sönümlenmesine karşın, Dışavurumculuktan bu yana
    sanatın anahtar figürlerinden biri haline gelmiştir, çünkü cinselliğin herhangi bir sıkıntıdan uzak biçimde işlenmesi ancak utançtan arınmış figürlerin betimlenmesiyle mümkündür bugün. Tepkilerimizin en derin katmanlarında gerçeklesen bu tür kaymalar, sanatın bireyci biçiminin zayıflamasına ve çürümesine yol açmış, ama onun yerini kolektif bir biçimin almasını da sağlayamamıştır. Sonuna kadar dışavurum alanına bağlı kalmak ve kolektifleşmenin hunhar zorlamasına karşı çıkmak, bireysel sanatçının inanç ve bağımsızlığını aşan bir çaba olur. Sanatçı, eğer çağdışı kalmış bir hümanizm yoluyla hakikatsiz ve çaresiz biçimde gayrı insani olanın da gerisine düşmek istemiyorsa, tam tersine yalnızlığının en gizli hücrelerinde bile bu zorlanmayı hissetmeli, hatta kendi isteğine karşın hissetmelidir.”( Adorno, Minima Moralia, s.153[2014])

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s